1920 tarihinden bugünümüze kadar ülkemizin başkenti olan Ankara’nın geçmişi 5000 yıl öncesine kadar gitmektedir. Bu kadim şehir tarih boyunca Hititlerden Perslere, Lidyalılardan Bizans’a kadar onlarca farklı medeniyete ev sahipliği yapmış.
Ankara Valiliği’nin Ankara için tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.
Ankara’da gezilecek yerlerin listesini hep beraber inceleyelim.
ANITKABİR
Anıtkabir’de tören alanından Anıt bloğuna doğru bakıldığında, sağda yer alan Misak-ı Millî Kulesi’nin kapısından girilen müze, 21 Haziran 1960 tarihinde Anıtkabir Atatürk Müzesi adıyla açılmıştır. 2001 yılında Anıtkabir Komutanlığı’nın hazırladığı proje doğrultusunda müzeye, Atatürk’ün mozolesinin bulunduğu şeref salonunun altında bulunan yaklaşık 3 bin metrekarelik sütunlu alanın da eklenmesine karar verilmiştir. Bu projenin hayata geçmesiyle müze 5 bin 200 metrekarelik sergi alanına ulaşmıştır. 26 Ağustos 2002 tarihinde yeni eklenen bölümlerle birlikte devlet töreniyle açılan müze bu tarihten itibaren, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi adını almıştır.Müze dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Atatürk’ün kullandığı eşyalar, kendisine yabancı devlet adamları tarafından hediye edilen eşyalar ile Atatürk’ün manevi evlatlarından Afet İnan, Rukiye Erkin ve Sabiha Gökçen tarafından müzeye bağışlanan Atatürk’e ait eşyalar bulunmaktadır. İkinci bölümde, Çanakkale Savaşları, Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’un anlatıldığı panorama ile yağlı boya tablolar yer alır. Bu bölümde ziyaretçilere Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda yaşanan güçlükler hissettirilmeye çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde, Millî Mücadele ve devrimlerin anlatıldığı galeriler ile Mustafa Kemal Atatürk’ün mezar odası yer alır. Bu bölümde 1919-1938 yılları arasında, Atatürk dönemine ilişkin olaylar Türkçe ve İngilizce açıklamalarla anlatılmaktadır.Dördüncü bölümde, Mustafa Kemal Atatürk’ün kütüphanesinde yer alan 3.123 adet kitabın sergilendiği Atatürk Özel Kitaplığı bulunmaktadır. Anıtkabir’in inşası, Atatürk’ün hayatı ve Anıtkabir’de yapılan törenlerin belgelerinin yer aldığı bilgisayarlar da bu bölümde yer almaktadır.
KIZILAY MEYDANI
Adını Kızılay Genel Merkez Binası’ndan alan meydan şehrin hareket ve eğlence bakımından en yaşayan merkezlerinden.
GÜVENPARK
Güvenpark şehir dışından gelen misafirlerin Anıtkabir’den sonra en çok ziyaret ettikleri ikinci yer. Asıl adı Emniyet Park olan park içerisinde bir de anıt bulunuyor. Bu anıt Ankara taşından iki Avusturyalı heykeltıraş tarafından yapılmış.
KOCATEPE CAMİSİ
16’ıncı yüzyıl estetiği ile 20’inci yüzyıl teknolojisinin bütünleşmesinden oluşan Kocatepe Camii emsali olan camilerle ortak özellikleri taşır. Dört minaresi ile Selimiye Cami’sini, merkezi kubbe ve yarım kubbeleri ile de Sultan Ahmet Cami’sini andırır. 64×67 metre (4288 metrekare) ölçüsündeki asıl cami (harem) kısmı, 48,5 metre yüksekliğinde ve 25,5 metre çapında bir ana kubbe ile örtülüdür. Ana kubbe etrafında dört yarım kubbe yer alır. Bu yarım kubbeler 12 kubbe ile genişletilmiştir. Kubbeler geleneksel tarzda kurşunla kaplanmıştır. Asıl cami kısmına, kündekari (ahşap geçme) tarzında yapılmış bir ana kapı ve dört yan kapıdan girilir. Caminin Kuzey kısmındaki ana giriş kapısı önünde yer alan ve 2 bin 400 metrekare alanı kaplayan revaklı avluyu, bir mermer şadırvan süsler. Revaklar 14 metre yüksekliğinde 26 kubbe ile örtülüdür. Revaklı avluyu çevreleyen kubbelerle, caminin yan giriş kapıları kubbelerinin alemleri mermerden, ana ve yan kubbelerle minarelerinin alemleri altın varak ile kaplı bakırdan yapılmıştır. 88 metre yükseklikteki üçer şerefeli dört minareye hem merdiven hem asansörle çıkılır. Asıl cami bölümü olan ana mekanı “U“ şeklindeki mahfiller sarar. Bu mahfiller iki kat olarak uygulanmıştır. Böylece hem harem kısmına özel bir görünüm, hem de mekan kazandırılmıştır. Mahfillere, ana mekana bakan yüzleri mermerle kaplı altı merdivenden çıkılır. Merdivenlerden çıkarken, sahanlıklar hizasına, ana mekana bakan balkoncuklar yapılmıştır. Bu suretle merdiven çıkışlarına ferahlık getirilmiştir. Mihrap, 10 metre yüksekliğindedir ve beyaz mermerden imal edilmiştir. 8,70 metre yüksekliğindeki minber, özel süslemelerle işlenmiş mermerden yapılmıştır. İç süslemede klasik Osmanlı mimarisi örnek alınmış; malzeme olarak çini, mermer, sarı maden, altın varak ve özel boyalar kullanılmıştır. Ana kubbe ve aslan göğsü yazıları pirinç malzemeden dekope tekniğiyle yazılmış ve altınla kaplanmıştır. Kuşak yazıları ise mermer kaplama olup, yine altın kaplamadır. Caminin iç süslemeleri arasında ayrı bir yeri olan vitraylar, özel camdan imal edilmiş olup, klasik Osmanlı tarzı ile modern tarz arasında bir geçiş teşkil ederler. İç aydınlatma için bir adet ana avize, 32 adet uydu avize, 4 adet köşe avize kullanılmıştır. Isıtma sistemi, tabandan ısıtma tarzında, merkezi Hacı Bayram Camii sistemle gerçekleştirilmiştir. Projesi Hüsrev Tayla ve Fatih Uluengin’e ait olan caminin klasik Osmanlı mimarisini yansıtmasına karşın, konferans salonu, otopark, süpermarket, idari büro gibi yan bölümler çağdaş mimariye göre yapılmış, ancak caminin klasik üslubuna uydurulmuştur.
HACI BAYRAM VELİ CAMİ
Hacı Bayram Veli Cami Bayram sokakta Augustus Meydanı’nda yer alır. Taş kaideli, tuğla duvarlı kiremit çatılı bir camiidir. Planı uzunlamasına dikdörtgen olan cami, doğusunda Augustos Tapınağı duvarına, güneyde Hacıbayram Veli Türbesi’ne dayanmıştır. Kuzeyde ve batıda haremin yarıdan fazlasını kaplayan son cemaat yeri sonradan ilave edilmiştir. Kare taş kaideli, silindirik tuğla gövdeli ve iki şerefeli minare türbenin güneydoğu duvarında yükselir. Dışta alt pencereler sivri kemerli taş nişlerle kuşatılmıştır. Alçı şebekeli üst pencereler sivri tuğla kemerlidir. Son cemaat yerinde, ayrıca; dikdörtgen ara pencereler sıralanır. Son cemaat yerinin güneye bakan çıkıntı duvarında yeşil sırlı tuğlaya benzer yağlıboya ile sülüs yazı ile “Kelime-i Tevhid“ yazılıdır. Harem tek sahınlıdır ve kasetleme işçiliği ile yapılmıştır. Ahşap tavanlıdır. Kuzeyde ahşap kadınlar mahfili yer alır. Tavan, kenarlarda çeşitli çiçek desenleriyle süslü bir pervaz ile çevrilidir. Haremde duvarlar pencere üstlerine kadar, yenilenmiş olan çinilerle kaplıdır. Müezzin mahfilinin altında eski çiniler mevcuttur. Bunlar 18’inci yüzyıla ait Kütahya çinileridir. Kalıplama tekniği ile yapılmış olan mukarnas nişli mihrap sonradan boyanmıştır. En dışta mukarnas frizi ile kuşatılmıştır. Tepesi mazgal gibi palmet yaprakları ile taşlanmıştır. İkinci bordürde neshi yazı ile “Kelime-i Tevhid“ tekrarlanır. Üçüncü bordür yıldızlar meydana getiren çokgenlerle doldurulmuştur. Dördüncü bordür yine “Kelime-i Tevhid” in tekrarlandığı neshi yazı ile süslenmiştir. Taklit kündekari tekniği ile yapılmış ahşap üzerine boyalı minber kaliteli bir işçilik sergiler.
Camide ahşap üzerine boyalı bütün nakışlar Nakkaş Mustafa tarafından yapılmıştır. Camii Haci Bayram-ı Veli’nin torunlarından Mehmet Baba tarafından 1714 tarihinde tamir ettirilmiştir. İlk yapılışı 1427–1428 tarihlerinde olan camii, tavan, mihrap-minber işçiliği süslemesi, müezzin mahfili altındaki çinileri ve tavan yapımı ile tamamen 17’nci yüzyıl sonu 18’inci yüzyıl başı Ankara camilerinin karakterini kazanmıştır. Tamir kitabesi de bunu gösterir. Hacı Bayram Veli Cami Ankara’nın en önemli camilerindendir.
ANKARA KALESİ
Ankara Kalesi şehre hâkim bir tepede konumlanıyor. Kaleye çıktığınızda tüm Ankara ayaklarınızın altına seriliyor. Ankara kadar kadim olan kalede Galatlardan Osmanlı’ya kadar onlarca medeniyetin kalp atışlarını duymak mümkün.
HAMAMÖNÜ
Hamamönü’nü Ankara’da kültürel ve sanatsal faaliyetlerin en yoğun biçimde gerçekleştirildiği yerlerden biri olarak tanımlayabiliriz. Özellikle Sanat Sokağı’ndaki tarihi evlerde geleneksel el sanatları ile uğraşan sanatçıların, el ürünleri pazarında da yerel halkın el emeği üretimlerini görebilir ve satın alabilirsiniz. Hafta sonlarında ise canlı müzik konserleri ve film gösterimlerine ev sahipliği yapan Hamamönü, yılın her döneminde ziyaret edebileceğiniz bir yer olmakla birlikte özellikle ziyaret edilmesini tavsiye ettiğimiz zamanlar, şenlikler ve çeşitli etkinliklerle daha fazla keyfini çıkarabileceğiniz Ramazan ayıdır.
ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ
Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara Ulus ilçesi Atpazarı olarak adlandırılan semtte, Ankara Kalesi’nin dış duvarının güneydoğu kıyısında yeni işlev verilerek düzenlenmiş iki Osmanlı binasından oluşmaktadır. Bu yapılardan biri Mahmut Paşa Bedesteni, diğeri Kurşunlu Han’dır. Mahmut Paşa Bedesteni’nin Fatih dönemi baş vezirlerinden Mahmut Paşa tarafından 1464-1471 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Kurşunlu Han’ın ise Fatih dönemi baş vezirlerinden Mehmet Paşa’nın İstanbul’un Üsküdar ilçesindeki imaretine vakıf olarak yaptırılmıştır.1881 yılındaki yangından sonra terk edilen her iki yapı daha sonra Atatürk’ün isteği ile Anadolu’dan toplanan eserleri sergilemek amacıyla uzun yıllar süren yenileme çalışmaları sonucunda müzeye dönüştürülmüştür. Bedestenin orta bölümünde yer alan kubbeli mekânın büyük bir kısmının onarımının 1940 yılında bitirilmesi ile eserler, yerleştirilmeye başlanmış, 1943 yılında binaların onarımı devam ederken, orta bölüm ziyarete açılmıştır. Müze yapısı 1968 yılında son şeklini almıştır. Bugün idari bina olarak kullanılan Kurşunlu Han’da araştırmacı odaları, kütüphane, konferans salonu, laboratuvar ve iş atölyeleri yer almakta, Mahmut Paşa Bedesteni ise teşhir salonu olarak kullanılmaktadır. Tarihi yapıları, köklü geçmişi ile bugünlere gelen Anadolu Medeniyetleri Müzesi 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre‘nin Lozan kentinde 68 Müze arasında birinci seçilerek “Avrupa’da Yılın Müzesi” unvanını elde etmiştir.
ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ
Ulucanlar Cezaevi 1925 yılında kurulmuş olup, 2006 yılında Sincan Cezaevi’ne aktarılarak kapatılmıştır. 2011 yılının Haziran ayında ise Altındağ Belediyesi tarafından onarılmış ve Ulucanlar Cezaevi Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde 81 yıl boyunca düşünceleri yüzünden hapse girmiş gazeteci, yazar, şair, siyasetçi gibi kişilerin ayrıntılı bilgileri, ailelerinden temin edilmiş özel eşyaları ve cezaevinde iken çekilmiş fotoğrafların sergilendiği avlular bulunmaktadır.
ATAKULE
Artık Ankara’nın simgesi haline gelmiş yapı şehrin hemen hemen her yerinden görünüyor. İlginç mimarisi ile de dikkat çeken Atakule Ankara’nın ilk alışveriş merkezi aynı zamanda. Ayrıca bir seyir terası ve dönen bir restoranı bulunan Atakule Çankaya’da bulunuyor.
KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ (BİRİNCİ TBMM BİNASI)
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası, 1915 yılında, İttihat ve Terakki Fırkasınca kulüp binası olarak kullanılmak üzere, Enver Paşa’nın emriyle Evkaf (Vakıflar İdaresi) mimarı Salim Bey tarafından projelendirilmiş ve projeyi yürütme görevi, dönemin İttihat ve Terakki Fırkası Ankara temsilcisi Mahmut Şevket (Esendal) Bey’e; proje yapım işi ise Kolorduda görevli olan askerî mimar Hasip Bey’e verilmiştir. Hasip Bey, binanın kâgir kısmını başarı ile bitirmiş ancak çatı ve diğer bölümler, sürmekte olan savaş ve yaşanan malzeme sıkıntısı nedeniyle yarım kalmış; Mimar Hasip Bey de Kurtuluş Savaşı sırasında şehit düşmüştür. Milli Mütareke döneminde, Kasım 1918’de bir grup İngiliz ve Fransız askerleri Ankara’ya gelmiş, İngiliz askerleri Cebeci taraflarına Fransız askerleri ise Millet Bahçesine yerleşmiştir. Fransız askerlerinin başındaki komutan ise henüz çatısının bir bölümü örtülmemiş olan bu binaya yerleşmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasından sonra Ankara’da ilk ciddi protesto mitingleri başlaması üzerine İngilizler; 27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelmesi üzerine de Fransızlar Ankara’yı terk etmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920 tarihinde açılmasına karar verildiğinde, Ankara’da Meclisin toplanabilmesi için gerekli büyüklük ve donanıma sahip bir binanın bulunmadığı görülmüştür. Bu şartlar altında, inşası yarım kalan İttihat ve Terakki Fırkası Kulüp Binası’nın Meclis Binası olarak kullanılmasına karar verilerek binanın onarılması ve tamamlanması görevi de (sonradan 1. Dönem Bursa Mebusu olan) Necati Bey’e verilmiştir.
“Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılını Kutlama Programı” çerçevesinde, Kültür Bakanlığı tarafından yapılan yenileme çalışmaları sonucu 23 Nisan 1981 tarihinde “Kurtuluş Savaşı Müzesi” adıyla ziyaretlere açılan müze günümüzde TBMM Başkanlığı bünyesinde hizmet vermektedir.
EYMİR GÖLÜ
ODTÜ sınırları içerisinde küçük bir göl olan Eymir Gölü olağanüstü bir doğal güzelliğe sahip. Özellikle kış aylarında donan göl gözleri bayram ettirecek güzellikte manzaralara sahne oluyor. Eymir Gölü çok ünlü bir göl olmamasına karşın piknik, çeşitli su sporları, kürek sporları gibi değişik aktivitelere ev sahipliği yapıyor. ODTÜ Spor Kulübü bünyesinde bulunan Kürek Takımı da antrenmanlarını Eymir Gölü’nde gerçekleştiriyor. Dilerseniz siz de kürek kurslarına katılabiliyorsunuz.
PTT PUL MÜZESİ
Ulus semtinde yer alan Milli Emlak ve Eytam Bankası binası yenilenerek 2013 yılında PTT Pul Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Müzede, haberleşme tarihi, geçmişten günümüze postada kullanılan malzemeler, tarihimize ışık tutan eserlerin yanı sıra, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi pulları, konulu pullar (Atatürk, Tarih, Turizm, Doğa, Spor, Taşıt, Kültür Varlıklarımız), çocuk pulları, dünya pulları, posta kartları, ilk gün ve özel gün zarflarına da yer verilmiştir. Ayrıca; müze içinde çocukların oyunlar oynayabileceği ekranlar, sinema ve çok amaçlı salonların yanı sıra etkileşimli uygulamalar için atölye, çeşitli kurum ve kişi kullanımları için sergi salonu bölümleri ve ziyaretçilerin dinlenebileceği kafeterya ve çeşitli pulların satın alınabileceği satış bölümlerine de yer verilmiştir.
0 Yorumlar