Selimiye Camii gibi dünya genelinde kabul görmüş bir esere ev sahipliği yapan Edirne’de muhteşem bir tarih sizi bekliyor. Bu küçük ama tarih dolu şehrin en önemli değerlerini keşfetmek isterseniz Edirne’nin tarihi yerleri hakkında hazırladığımız listemiz tam size göre.
SAATLİ MEDRESE

PEYKLER MEDRESESİ

SELİMİYE CAMİ

Caminin mimari yapısından bahsedecek olursak tek kubbe etrafında incecik arz-ı endam eden 4 minareye sahiptir. Bu ince tasarım, onları dünyanın en yüksek minareleriymiş gibi gösterişli bir hale sokmaktadır. 190 metreye 130 metre boyutlarında bir alanda inşa edilmiştir. İç süslemelerde ise dönemin en ünlü eserlerinden olan İznik çinileri kullanılmıştır. Cami, iki medrese, Selimiye Arastası ismi verilen kapalı çarşı, saat kulesi, çok sayıda avlu ve bir kütüphaneden oluşan devasa bir külliyenin bir parçası olarak inşa edilmiştir.
Camide bulunan 999 pencerenin Allah’ın mükkemmelliğini simgelediği düşünülmektedir. Camide bunun dışında birçok simgesel değerler yer almaktadır: Pencerelerin 5 kademeli oluşu İslam’ın 5 şartını, 32 metre çapındaki kubbe İslam’ın 32 farzını temsil etmektedir. 4 kürsü 4 mezhebi, 6 yollu minareler İman’ın 6 şartını, minarelerdeki toplam 12 şerefe ise namazdaki 12 farza işaret etmektedir.
Sinan’ın cami için Sarı Tepe’yi seçmiş olması ise bir tesadüften öte, onun ne kadar büyük bir bilim insanı olduğunu bizlere göstermektedir. Caminin inşasından 50 yıl önce kendisi buraya bir su sarnıcı inşa ettiği için bölgenin jeolojik özelliklerini yakından biliyordu. Ana kaya yüzeyinden 20 metre aşağıda olması ise burasını deprem bölgesi olan Edirne içinde inşaat için en güvenli kara parçalarından biri haline getirmiştir.
Külliye içinde yer alan Dar’ül Kurra isimli medrese zaman içinde şehir müzesi, ofis, öğrenci yurdu, depo gibi çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. 1936 senesinde etnografya müzesi olarak değerlendirilmeye başlanan bölüm, 1971 senesinden bu yana Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne ev sahipliği yapmaktadır.
Neden gitmeliyim? Selimiye Camii, Mimar Sinan’ın en önemli eseri ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki cami mimarisinin doruk noktası olarak kabul edildiği için Edirne’ye gelen herkesin mutlaka gördüğü bir tarihi eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Edirne’nin siluetine tam anlamıyla uyum sağlayan bir yapı olması sayesinde, burası Edirne’nin sembollerinden biri olmayı başarmıştır.
Selimiye Camii Efsanesi; Selimiye Camii hakkında çok çeşitli efsaneler bulunmaktadır. Camide bulunan ters lale motifi ise bu efsanelere en çok konu olan özelliğidir. En bilinen efsaneye göre caminin inşa edildiği arsanın sahibi oldukça inatçı biriydi. Güç bela bir şekilde arsasını inşaat için vermeye ikna edilmiştir ve kendisi laleleri çok sevmekte, çok bir lale bahçesine ev sahipliği yapmaktaydı. Mimar Sinan da arsa sahibinin inatçılığını simgelemesi için camiye ters lale motifini yerleştirmiştir.
ESKİ CAMİ

Eski Camii’nin mimari özellikleri hakkında konuşacak olursak, ilk göze çarpan şeyin kubbe yapısı olduğunu söyleyebiliriz. Osmanlı mimarisinde camilerin genelinde büyük tek bir kubbe bulunurken, Eski Camii’de daha küçük hacimli 9 adet kubbe çatıyı kapamaktadır. Cami, genel anlamda Bursa‘daki Ulu Camii örnek alınarak inşa edilmiştir.
Cami, 1749 senesinde çıkan yangında ve 1752 senesinde yaşanan depremde ciddi hasarlar almıştır. Cami, genel olarak bugünkü halini 1965 senesinde gerçekleştirilen onarımdan sonra almıştır. Yıllar içinde camide pek çok değişiklik yapılmış ve cami birçok restorasyon çalışmasından geçirilmiştir. Bu çalışmaların sonuncusu ise 2008-2009 yılları arasında Edirne İl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir.
ÜÇ ŞEREFELİ CAMİ

6 dayanak üzerine oturtulmuş 24 metre çapında büyük bir kubbe, o döneme kadar hiç yapılmamış bir cami planının örneği olmuştur. Bu planın amacı, enine genişleyen bir yapı ortaya çıkararak, daha fazla kişinin eş zamanlı olarak ibadet etmesine olanak tanımaktadır. Osmanlı döneminde görülmemiş revaklı avlu örneği de gene ilk olarak Üç Şerefeli Cami’de görülmektedir.
MURADİYE CAMİ

Cami, mimari açıdan Bursa’daki Yeşil Cami’yi andırmaktadır. Cami, T biçimli bir plana göre inşa edilmiştir. Öne beş bölmeli iki revak ve iki yanında kubbelerle örtülmüş iki eyvan karşılamaktadır. Kubbenin üstündeki gözü ise ne yazık ki günümüze kadar ulaşamamıştır. Birçok depremde hasar gören yapıdaki çinilerle bezeli muhteşem minaresinin de günümüze ulaşmasına engel olmuştur. Günümüze ulaşan mimari yapı, büyük oranda 1957 senesinde gerçekleştirilen tadilatla bu halini almıştır. 2001 yılında camideki bazı çinilerin çalınmış olması ise utanç verici bir olay olarak hatırlanmaktadır.
Caminin yan tarafında da büyükçe bir alan bulunmaktadır ve bu alan mezarlığa dönüştürülmüştür. Mezarlıkta 1920 senesinde vefat eden, Osmanlının son şeyhülislamı olan Musa Kazım Efendi’nin de mezarı bulunmaktadır. Mezarlıktaki bir diğer önemli mezarlık ise 17. yüzyılda yaşamış olan Neşati’ye aittir. Kendisi Mevlana Celaleddin-i Rumi Türbesi’nde görev yapmış ve 1674 senesinde vefat etmiştir. Mezarlıkta bunun dışında Osmanlı döneminden kalmış yaklaşık 500 mezar taşı bulunmaktadır.
BEYEZİD KULLİYESİ SAĞLIK MÜZESİ

Darüşşifa’da özellikle akıl hastalarının müzik ve su sesiyle iyileştirilmesi ana ilkeydi. Ayrıca külliyenin göz tedavisi için de yine önemli bir merkez olduğu anlatılmaktadır. Külliye bütünüyle kültür tarihi yönünden önemlidir. Bu bölüm günümüzde Sağlık Müzesi olarak hizmet vermektedir. Sultan II. Bayezid Külliyesi’ni oluşturan ve o dönemde akıl hastalıklarının müzik ve su sesi ile tedavi edildiği “Şifahane ve Tıp Medresesi” Trakya Üniversitesi tarafından İkinci Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi‘ne dönüştürülmüştür. Müzeye 2004 yılında Avrupa Konseyi tarafından “Avrupa Müze Ödülü” verilmiştir.
MERİÇ KÖPRÜSÜ

Köprü, 263 metre uzunluğa sahiptir. Genişliği ise yaklaşık 7 metre kadardır. Köprünün kemer kısmında ise Selçuklu mimarisinin esintileri görülmektedir. 8 köşeli yıldız ve 12 hayvanlı takvim olmak üzere çeşitli figürleri köprü üzerinde görmek mümkün olmaktadır. Köprü, 13 ayak üzerinde durmakta ve 12 kemerden su geçişleri sağlanmaktadır.
ERGENE KÖPRÜSÜ UZUN KÖPRÜ

174 adet göze sahip olan köprünün en geniş noktası 6,90 metre genişliğe sahiptir. Sivri ve yuvarlak olmak üzere iki farklı tipte temele sahiptir. Ayakları üzerinde çeşitli hayvan figürleri göze çarpmaktadır. Köprünün inşasında kesme taş kullanılmıştır. Enerjiyi emen ahşap ızgara tekniğinin kullanılmış olması ise köprünün fiziksel açıdan da ne kadar önemli özelliklere sahip olduğunu gösteren detaylardan biridir. Günümüzde köprü araç trafiğine kapatılmıştır.
ENEZ KALESİ

Kale kuzeybatı güneydoğu yönlerinde uzanmaktadır. Ana girişi kuzeydoğu yönündedir. Kalenin deniz tarafındaki limanı koruyan, kaleden denize doğru iki sur duvarı uzanmaktadır. Duvarların deniz tarafında, köşeli büyük burçlar inşa edilmiş ancak bunlardan yalnızca batıdaki burç günümüze ulaşmıştır. Batıdaki duvar Meriç nehrini de görecek şekilde yönü ayarlanmış, böylece nehir yönünden gelecek saldırılara karşı bir önlem alınmıştır.XII. yüzyılda onarılan kalenin yapı malzemesini kesme taş, tuğla ve antik mimari parçalar meydana getirmiştir. Kalenin içerisinde Enez’in simgesi olan Enez Ayasofyası, mozaik döşemeli küçük bir kilise ve bir de şapel olarak kullanılmış bir mağara vardır. Mağara duvarlarında bulunan Yunan Mitolojisi’ndeki Pan ve dans eden su perilerini tasvir eden bir kabartma Edirne Müzesi’ne götürülmüştür.
Kalenin anıtsal giriş kapısı yanındaki duvarda da beyaz mermerden bir Trak süvarisinin tasviri vardır. Ayrıca kale içerisindeki sivri Osmanlı kemeri de yapının Türkler tarafından kullanıldığına işaret etmektedir.
MAKEDONYA SAAT KULESİ

HIDIRLIK TABYASI



0 Yorumlar