Antalya’da Gezilecek Yerler


0

Ülkemizin turizm cenneti şehirlerinin başında gelen Antalya, görülmesi gereken muhteşem yerleriyle ülkemizin ve Dünya’nın en özel şehirlerinden biridir. Akdeniz bölgesinin batısında yer alan Antalya, yaklaşık 2 milyondan fazla insana ev sahipliği yapıyor. Antalya, Eski Yunan ve Roma kalıntılarıyla çevrili ormanları ve dağları, büyüleyici şelaleleri ve çarpıcı yürüyüş parkurları ile rüya gibi bir şehir…

Ziyaretçiler Antalya’nın muhteşem güzelliklerini keşfe çıkarak unutamayacakları bir tatil geçirme fırsatı yakalıyor. Antalya, kış mevsiminde bile denize girilebilecek bir yer olmasıyla dikkat çekiyor ve sırf bu sebepten bile turistler tarafından fazlasıyla akın ediliyor.

ANTALYA MÜZESİ

Antalya Müzesi, tarihi değerlerin yeterince farkında olmayanlar için ders niteliğinde bir müze. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtalyanların bölgedeki tarihi eserleri topladığını gören Öğretmen Süleyman Fikri Erten, kişisel çabalarıyla birçok eserin yurdumuzda kalmasını sağlamış. Fikri Erten’in çabaları sonucu ülkemizde kalan eserler 1972 yılına kadar çeşitli yerlerde ve sonrasında Antalya Müzesi’nde sergilenmeye başlanmış. 30 bin eser içinde yalnızca 5 bininin sergilendiği müze, bölgede yer alan antik kentler hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak için en çok ziyaret edilen müzedir.

SİDE SUALTI MÜZESİ

Antalya’nın Manavgat ilçesinde yer alan Side, dalgıçların en uğrak noktalarından biri. Bu durum Antalya Deniz Ticaret Odası’nın ilgisini çekmiş ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın da desteğiyle 2015 yılında Sualtı Müzesi açılmış. Meksika’nın Cancun şehrinde yer alan su altı müzesinin ardından dünyanın en büyük ikinci su altı müzesi konumundaki Side Sualtı Müzesi, aynı zamanda Türkiye ve Avrupa’nın da ilk su altı müzesidir. Müze içerisinde; Posedion ve Kurtuluş Savaşı temalı heykeller gibi eserler bulunuyor.

SOBA MÜZESİ

Sıcaktan kavrulan bir şehirde Soba Müzesi’nin işi ne?” demeyin; neticede dört mevsimin yaşandığı ülkemizde yalnızca yaz yok. Sobacılar çarşısında yer alan müze, hem çarşının tanıtımını yapmak hem de kış aylarında da şehirde ziyaret edilecek bir yer olması amacıyla açılmış. Bir soba borusunu andıran dış yapısıyla Soba Müzesi’nde; multimedya odası, galeri ve soba çeşitlerinin sergilendiği salonlar mevcut. Müzeyi gezdikçe, sizi geçmişe götüreceğinden ve o eski, sıcak dönemleri hatırlayacağınızdan emin olabilirsiniz. Biraz olsun, Antalya’nın sıcağından ve denizinden sıkılırsanız, ki bunun çok mümkün olduğunu sanmıyoruz, farklı bir gezi yeri olarak burayı tercih edebilirsiniz.

ELMALI MÜZESİ

Antalya’nın 111 km. güneybatısında yer alan Elmalı ve çevresi, kendine has stratejik ve coğrafi konumu ile Neolitik dönemden günümüze dek, kesintisiz olarak pek çok uygarlığın gelişmesine sahne olmuştur. Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalar ve kazılar sonucu ortaya çıkarılmış olan yerleşim yerleri, mezarlar, mimari bulgular ve buluntular bölgede oldukça yüksek ve farklı kültürlerin varlığına işaret etmektedir. Türkiye’nin arkeolojik ve tarihi müzeleri arasında önemli bir yere sahip olan Elmalı Müzesi’nde bölgenin tarihini aydınlatan çok önemli arkeolojik eserler sergilenmektedir. Elmalı Müzesi, Gündoğan Mahallesi, İbrahim Elmalılı Caddesi üzerinde bulunan Eski Hükümet Konağı’nda kurulmuştur. Yapı içinde müze ihtiyaçlarına uygun biçimde değişiklik yapılarak üçü zemin, sekizi birinci katta olmak üzere on bir adet teşhir salonu oluşturulmuştur. Teşhir tanzim çalışmaları Antalya Müzesi Müdürlüğüne bağlı olarak 2011 yılı başında tamamlanan Müze, 13.06.2011 tarihinden itibaren ziyarete açılmıştır. Müze, açık hava galerisi olan bir bahçeye de sahiptir. Müze binasının giriş katında idare bölümü ve girişin sol yanındaki I No.lu salonda yer alan 8 vitrindeki sergileme, geç kalkolitik döneme ait Bağbaşı eserleri ile başlatılmış; Karataş Semayük’ün ilk tunç dönemi eserleri ile devam ettirilmiştir. Yine aynı katta aynı dönemlere ait mezar ve depolama kaplarından seçilmiş örnekler sergilenmektedir. 3 No.lu salonda Karataş Semayük mezarlık alanında bulunmuş olan 3 adet küp mezar, özgün konumlarda sergilenmiştir. I. katın sağ yanında, 1 No.lu teşhir salonunda, Hacımusalar, Höyük ve Karaçakır kazılarında bulunan eserler teşhir edilmiştir. Diğer vitrinlerde Karaburun, Kızılbel ve Bayındır Tümülüsleri kazılarında elde edilen buluntular sergilenmekte; 3 No.lu salonda Likya şehir sikkeleri ve Roma imparatorluk sikkeleri; I. katın sol yanında, 5 No.lu salonda ise İ.Ö 5. yüzyıl Elmalı definesine ait imitasyon örnekler sergilenmektedir.

ANTALYA ATATÜRK EVİ MÜZESİ

Antalya’yı üç kez ziyaret eden Atatürk, 6 Mart 1930’daki ilk ziyareti sırasında Lara Yolu üzerindeki Erenkuş mevkiinde denizi, sahilleri, karla kaplı Beydağları’nın manzarasını seyretmiş ve “Hiç şüphesiz Antalya yeryüzündeki en güzel yerdir.”  demiştir. Günümüzde Antalya’ya gelen ziyaretçiler, Atatürk ile aynı his ve düşünceleri paylaşıyor ve kentin, doğal ve kültürel mirasları ile eşsiz bir yer olduğunu düşünüyorlar. Ziyaretleri sırasında Atatürk’e tahsis edilmiş olan köşk, ziyaretleri anısına bir müzeye dönüştürülmüştür.  İki katlı dikdörtgen şeklinde planı olan köşk, 1986’dan beri Atatürk Evi Müzesi olarak halka hizmet vermektedir. Köşkün alt katında, Atatürk’ün Antalya’yı ziyaretleri ile ilgili fotoğraf sergisi, Atatürk ve Antalya’ya dair belgesellerin izlenebileceği bir oda, bir yemek odası ve bir büro; üst katında ise Atatürk’ün kişisel eşyalarının sergilendiği bir oda bulunmaktadır. Ayrıca bir toplantı odası, çalışma odaları, yatak odası ve hatıra paraların sergilendiği özel bir bölüm de yer almaktadır.

KALEİÇİ

Tarihi evlerin bulunduğu sokaklarda keyifli bir yolculuğa ne dersiniz? Kaleiçi sokaklarında huzur bulurken harika fotoğraflar çekebilir, birbirinden eğlenceli dükkanlardan alışveriş yapma fırsatına sahip olabilirsiniz. Antalya’nın bu tarihi semtini mutlaka görmenizi öneriyoruz. Ayrıca Kaleiçi’nde bulunan birçok restorandan yemek yiyebilir, manzaranın keyfini sürebilirsiniz. Antalya’ya geldiğinizde, ilk ziyaret edeceğiniz yer olan Kaleiçi, antik çağ kalıntıları ile resmen tarihe ışık tutuyor.

TEKİROVA PLAJI

Antalya’nın en güzel ve sakin kıyılarından biri Tekirova Kıyılarıdır. Burada denize girdiğinizde suyun güzelliğiyle kendinizi bulacak ve hayal ettiğiniz tatilin tadını çıkarabileceksiniz. Temiz ve sakin kıyılarıyla, güzel alternatiflerden.
Antalya’nın en popüler halk plajlarındandır. İçerisinde şezlong ve şemsiye kiralaması için para ödemeniz dışında başka bir ücrete tabii tutulmuyorsunuz. Temiz denizi, altın rengi kumsalları sayesinde dilediğiniz gibi yüzebilecek ve plajın tadını çıkarabileceksiniz.

AY IŞIĞI PLAJI

Antalya Kemer’de bulunan Ayışığı Plajı, halk plajları arasındaki en güzel plajlardandır. İçerisinde marketleri barındıran ve birçok su sporu yapma imkanı sunan Ayışığı Plajı, vazgeçilmez tercihlerinizden olacak. Antalya’dan kolay ulaşımı sayesinde hızlıca varabileceğiniz plaj, görebileceğiniz en güzel sahillerden birine sahip.

PHASELİS PLAJI

Antalya’nın batı kıyılarında olan Phaselis Plajı, siz ve çocuklarınız için en uygun plajlardan. Diğer plajlara göre daha sığ ve temiz olan plaj, çocuklarınız için daha güvenli bir yüzme ortamı oluşturmakta. Batı kıyılarında gidebileceğiniz en güzel plajlardan Phaselis’i ziyaret etmenizi öneririz.

PATARA KUMSALI

İsmini yakınındaki Patara Antik Kenti’nden alan Patara Kumsalı, uzun ve geniş kumsalı ile oldukça görkemlidir. Eski Türk filmlerindeki çöl sahnelerine ev sahipliği yapan kumsal, manzarası ve deniziyle turistler tarafından oldukça fazla tercih ediliyor. En güzel kumsallardan bir olan Patara Kumsalı, Antalya’da görmeniz gereken eşsiz noktalardan biri.
Adrasan Kıyıları, doğanın ve yeşilin buluştuğu eşsiz bir yer. Kafanızı dinleyebileceğiniz en huzurlu ve sakin yerlerden olan Adrasan Kıyıları, el değmemiş doğal bir cennet. Birçok turist tarafından ziyaret edilen Adrasan Kıyıları oldukça görkemli sahillere sahip. Burada yapacağınız tek şey güzel deniz, güneş ve temiz havanın tadını çıkartmak olacak.

KLEOPATRA PLAJI

Antalya’nın en meşhur plajlarından olan Kleopatra Plajı, sarı kumlarıyla ünlü oldukça geniş bir plaj. 2 km uzunluğundaki bu plajın adı, güzelliğiyle tanınan Kleopatra’nın bu kıyıdan denize girip, banyo yaptığı efsanesinden gelmiştir. Bu plajın bir diğer özelliği de denizin bu kısımda oldukça sığ olması ve çocukların güvenle yüzebilmesidir.

OLYMPOS PLAJI

Bölge halkı tarafından tercih edilen sakin ve huzurlu plajlardan biridir. Plajın olduğu yerde denize dökülen bir kaynak suyu çıkmaktadır, bu yüzden sıcak suda yüzerken birden soğuk su akıntısını hissedebilirsiniz. Kolayca ulaşabileceğiniz koyda, denizin mavisine ve kumların temizliğine hayran kalacaksınız.

LARA PLAJI

Pürüzsüz kumları ve tertemiz deniziyle sizi kendisine hayran bırakacak bir plaj. Oldukça popüler plajlar arasında bulunan Lara plajı Antalya’da altın kumlarda uzanmak ve yosunsuz denizde yüzmek isteyenlerin ilk tercihi. Türkiye’nin en uzun kumsalı olan Lara Plajı’na kolaylıkla ulaşabilir ve günün tadını çıkarabilirsiniz.

GÜLLÜK PARKI

Akdeniz Bölgesi’nin Antalya ili sınırlarıiçindedir. 1970 yılında ilan edilmiştir. Alanı 6.700 hektardır. Antalya’nın travertendüzlüklerinden yükselen Güllük Dağı’nda Anadolu’nun yerli halklarından olanSolim’lerin kurduğu Termesos şehri kalıntıları yer almaktadır. Antik kent çevresindetepeler, vadiler kanyonlar yer almakta olup, bunlardan Mecene Boğazı adıyla bilineni 600m. derinliğe ulaşmaktadır. Milli park kızılçam ormanları ve maki florasıyla örtülü olup,nesli tehlikede olan alageyik milli parkta yaşamaktadır. Yaban keçisi, karakulak, kayasansarı gibi memeli türlerin yanında, ötücü kuşlar ve şah kartal gibi nadir yırtıcılar da görülmektedir.Milli park yabancı turistlerin sıklıkla uğradıkları yerler arasındadır.

KÖPRÜLÜ KANYON MİLLİ PARKI

Köprülü Kanyon Milli Parkı, Antalya ili Manavgat ilçesinin 63 km kuzeybatısında, Antalya ilinin 85 km kuzeydoğusundadır. Manavgat ilçesi sınırları içinde bulunan Köprüçay (Köprü) nehri ve tarihi Selge kentinin bulunduğu yerde 366.140 dekarlık bir alanı kapsayan bu yöre, 1973 yılında Milli Park olarak ayrılmış ve ilan edilmiştir. Milli Park’ın kaynak değerini oluşturan Köprüçay’ın Bolasan köyü ile Beşkonak arasında meydana getirdiği yarma vadi, 14 km uzunluğu ve 100 m’yi aşan duvar yüksekliği ile Türkiye’nin en uzun kanyonlarından biridir.
Toros Dağları’ndan doğarak doğa harikası kanyonlardan geçen Köprüçay, Serik’in güneyinden Akdeniz’e dökülür. İki tarafı dik, çıkılması hemen hemen imkansız olan kanyonlardaki yeraltı suları ile beslenen Köprüçay, Türkiye’nin en güzel doğal rekreasyon alanlarından birisini teşkil eder. Bunun yanı sıra, nehrin batısındaki dağlık arazide bulunan antik Selge kenti; nehrin kenarındaki kaleler, su kemerleri, Roma Devri’ne ait köprüler ve tarihi yollar gibi pek çok arkeolojik kaynaklar, Köprülü Kanyon’un önemini artırmaktadır.  Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın kaynak değerleri arasında;
Dik duvarlı kanyonlar içinde sayısız kaynaklarla beslenen; yaz kış yüksek bir debiye sahip olması nedeniyle rafting ve su sporlarına elverişli Köprüçay nehri,
 M.Ö. 5. yy.da kurulmuş olan antik Selge kentinin tiyatrosu, agorası, Zeus ve Artemis tapınakları, sarnıçlar, su kemerleri; Köprüçay nehri ve Koca Çay üzerinde bulunan Oluk ve Büğrüm köprüleri ile Selge’yi Pamfilya’nın sahil şehirlerine bağlayan taş kaplamalı tarihi yolu,
Milli Park içinde kapladığı 400 hektarlık alanla, tüm Akdeniz bölgesinin en büyük doğal servi ormanı,
Çok ilginç jeomorfolojik özellikli Adam (diğer anıldığı şekliyle Şeytan) kayaları,
Kapladığı alan içinde 150 ila 2500 metre yükseltide bulunan nadir ve tehlike altında 48 türü (44’ü endemik), küresel ölçekte tehlike altındaki 5 türü, Avrupa ölçeğinde tehlike altındaki 39 türü, ulusal ölçekte tehlike altındaki 4 türü barındıran zengin florası,
Dağ Keçisi, Anadolu’nun tek endemik kuş türü Anadolu Sıvacısı, nesli tükenmekte olan Kızıl Akbaba, sadece bu yörede yaşayan Kara Semenderi türlerini barındıran zengin faunası,
Aziz (St.) Paul’un Anadolu’daki ilk misyonerlik macerası sırasında yürüdüğü yol olarak bilinen ve 45 km’lik kısmının Milli Park sınırları içinde kaldığı Aziz Paul Yolu, sayılabilir.
Köprülü Kanyon Milli Parkı, barındırdığı doğal, tarihi ve kültürel zenginlikler sayesinde ziyaretçilerine çok sayıda etkinlik seçeneği sunmaktadır. Başta, Türkiye’nin en önemli rafting rotalarından biri olan Köprüçay üzerinde rafting, kano ve kanyoning (kanyon geçişi) sporları olmak üzere; yüzme, doğa yürüyüşü, kaya tırmanışı, oryantiring, bisiklet, olta balıkçılığı vb. sportif etkinlikler ile botanik-yaban hayatı gözlemciliği, jeolojik yapı gözlemciliği, kampçılık, fotoğrafçılık, piknik, cip safari, yayla gezileri… gibi çok çeşitli etkinliklere katılma olanağı bulunmaktadır.  Bölgeye gelen ziyaretçiler, Milli Park içindeki Selge antik şehri ile bir bölümü Milli Park içinde bulunan Aziz Paul Yolu’nu da gezi programlarına dahil edebilirler.
Köprülü Kanyon Milli Parkı’nda dinlenme ve konaklama için, nehrin iki yanında konumlanan yeme-içme tesisleri, günübirlik ve çadır kamp kullanma alanları ile Park sınırları içindeki bungalov evleriyle hizmet veren pansiyonlar değerlendirilebilir. Antalya kent merkezi, ilçeleri ve Milli Park içinde, rafting ve diğer etkinlikleri kapsayan programlarıyla günübirlik turlar düzenleyen seyahat acenteleri mevcuttur. Milli Park’a giriş, ücretsizdir. 

ATATÜRK KÜLTÜR PARKI

Ne zaman giderseniz gidin, her zaman sakin ve huzur bulacağınız Atatürk Kültür Parkı, oldukça beğenilmekte. İçerisinde pek çok cafe ve restoranın bulunduğu parkta, dilediğiniz gibi vakit geçirebiliyorsunuz.

KARAİN MAĞARASI

Antalya’nın Yağca Köyü’nde yer alan Karain, ülkemizin en büyük mağaralarından biridir. Burası, ülkemizdeki mağaralar listesinde, içinde insan yaşamış olan en büyük mağaradır. Adım adım ilerlerken, giderek derinleşen odalar ve büyüleyici bir atmosfer, 500.000 yıl öncesinden izler taşıyan Karain Mağarası’nda sizleri bekliyor.

BELDİBİ MAĞARASI

Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Beldibi Mağarası, Antalya – Kemer sahil yolunun yaklaşık 40. kilometresinde Çamdağ Tünelinin çıkışında yer alan bir kaya altı sığınağı. Tarihin izlerini taşıyan bu mağara aşağı ve yukarı sığınaklar olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bu sığınakların duvarlarındaki geyik, dağ keçisi gibi hayvan figürleri görülmeye değer bir nitelik taşıyor.

KORSANLAR MAĞARASI

Alanya Kalesi’nin yer aldığı yarımadanın altında bulunan mağaraya, sadece tekneler ile girilebilir. Korsanlar Mağarası’nın ünü, savaştan elde ettikleri ganimetleri ve kızları bu mağarada saklamasından gelmektedir. Varsayılan bir söylentiye göre bu mağaranın içerisinde Alara Kalesi’ne çıkan bir yol olduğu ve korsanların ganimetleri bu yoldan kaleye çıkardığıdır.

DAMLATAŞ MAĞARASI

ok sayıda sarkıt ve dikitler bulunan mağaranın şöyle bir özelliğinden bahsedilmektedir; bir gazetede 2. Dünya Savaşı’nda atılan gaz bombalarından kaçan askerlerin mağaraya sığındıkları ve içlerinden astımı olanların şifa bulduklarına dair bilgileri okuyan Galip Dere sayesinde birçok doktor ve kimyagerin araştırmaları sonucu mağaranın astım hastalığına iyi geldiği tespit edilmiştir.

DİM MAĞARASI

Alanya’nın 12 kilometre doğusunda bulunan Cebel-i Reis Dağı‘nın yamacındadır. Mağaranın denizden yüksekliği 232 metredir. 1998 yılında açılan mağara, Türkiye’nin ziyarete açılan ikinci büyük mağarasıdır. Bir milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir. İki ayrı koldan dağın içinde ilerleyen mağaranın kollarından biri 50, diğeri 360 metredir. Sarkıt ve dikitlerden oluşan mağaranın dip kısmında küçük bir göl vardır. Merdivenlerle inilip çıkılan mağaranın içindeki ortam, fantastik film dekorlarını andırmaktadır. Mağara gezisinden sonra, yamaçtan yürüyerek aşağıdaki Dim Çayı vadisine gidilebilir. Aynı şekilde Dim Çayı kenarındaki piknik yerlerinden de mağaraya tırmanma yürüyüşü yapılabilir. Mağaranın bulunduğu yamaçtan Alanya Kalesi’nin panoramik görüntüsü izlenmektedir.

AŞIKLAR MAĞARASI

İki girişli bir mağara olan Aşıklar Mağarası, Alanya tarihi yarımadası üzerinde yer alır. Denilene göre çağın aşıkları gözlerden uzak yalnız kalmak istedikleri zaman bu mağaraya gidiyorlarmış. Mağara da ismini bu hikayeden almaktadır.

KOCAİN MAĞARASI

Kocain Mağarası anıtsal sarkıt ve dikitleri ile tabiat tarihini, tarih öncesi buluntuları ve okunabilen yazıtlarıyla da Antalya ile çevresinin tarih ve arkeolojisini yansıtan en önemli mağaralardan bir tanesidir. İlk kez 1919 yılında keşfedilen mağaradaki arkeolojik araştırmalar 1946 yılından sonra çeşitli dönemlerde Ankara Üniversitesi Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi Prehistorya Bölümü’nden Prof. Dr. İ. Kılıç KÖKTEN tarafından yapılmıştır. Speleollojik yönden ilk araştırması ise 1972 yılında Dr. Temuçin AYGEN ekibi ve Fransız mağaracılar tarafından gerçekleştirilmiştir. İçinde bulunan dev sarkıt-dikitler ve kar beyazı oluşumları ile doğa harikası olan mağaranın giriş ağzı yaklaşık 20 metre yüksekliğinde ve 75 metre genişliğindedir. Uzunluğu ise 633 metre olup ana hatlarıyla iki büyük salondan oluşmakta, tavan yüksekliği yer yer 80 metreye varmaktadır. Prehistorik Dönem‘den Bizans Dönemi‘ne kadar bölge arkeolojisine ışık tutan mağaranın okunabilen yazıtlarından erken Hıristiyanlık döneminde de dinsel bir işlevi olduğu anlaşılmaktadır.

DÜDEN ŞELALESİ

Kepez İlçe sınırları içerisinde, Varsak Mahallesi’nde bulunmaktadır. Düden Şelalesi çeşitli kaynaklarda, İskender Şelalesi ve Yukarı Düden Şelalesi olarak da geçmektedir. Aynı zamanda halk arasında Düdenbaşı Şelalesi diyenler de vardır. Eski Antalya-Burdur yolunun 28’inci kilometresinde Kırkgözler’in 30’ncu kilometresinde Pınarbaşı adında iki büyük karstik kaynak çıkmaktadır. Suyu bol bu iki nehir kısa bir akıştan sonra birleşerek Bıyıklı Düdeni içinde kaybolur. Bıyıklı Düdeni’nde kaybolan su 14 kilometre kadar yerin altında gittikten sonra Varsak Çöküntüsü’nün bir ucundan çıkar, çok kısa bir akıştan sonra çöküntünün öbür ucundan tekrar batar. Varsak’ta kaybolan su iki kilometre kadar yeraltı akışından sonra Düdenbaşı’nda yeryüzüne çıkar.

KURŞUNLU ŞELALESİ VE TABİAT PARKI

Yaklaşık 18 metrelik bir yükseklikten dökülen şelale, 7 ayrı ufak şelale ve 7 ayrı göletin birbirine bağlanmasıyla oluşan bir doğa harikası niteliğinde. Şelale geçen yıllarda ziyaretçilerine açılmış ve piknik gibi aktivitelere olanak sağlanmıştır. Şelalenin etrafında çocuk parkı, restoran ve kafe gibi bölümler de bulunmasının yanı sıra aracınız için özel bir otopark da mevcut.

MANAVGAT ŞELALESİ

Ülkemizin en güzel şelalelerinden olan Manavgat Şelalesi, Antalya’da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biridir. Burası, sadece doğa severleri değil spor tutkunlarını da mutlu edecek bir yer. Rafting ve araçla safari turları da Manavgat gezisinde sizi bekliyor.

SAPADERE ŞELALESİ – KANYONU

Alanya İlçesi’nin doğusunda, Sapadere Köyü’nde bulunan Sapadere Kanyonu, 750 metre uzunluğunda olup yaklaşık 400 metre yüksekliğe sahiptir. Sapadere Çayı’nın çıkış noktasında bulunan kanyon üzerine yapılan çelik desteklerle yürüyüş yolu ve kanyon girişinde inşa edilen mesire yeri, kır gazinosu gibi yatırımlar ile kanyon görülmeye değer bir turizm alanı haline getirilmiştir. Alanya’ya 40 kilometre, Antalya Hava Limanı’na 175 kilometre uzaklıkta olan Sapadere Kanyonu’na Alanya-Gazipaşa karayolundan Demirtaş Kasabası’na giden asfalt yol ile rahatlıkla ulaşabilmektedir. Sapadere Kanyonu girişinden yaklaşık 300 metre içeride görülmeye değer bir şelale ve bu şelalenin döküldüğü yerde ahşap ve çelik yapı malzemesi kullanılarak oluşturulmuş, çevreye zarar vermeyecek ve gerektiğinde kaldırılabilecek şekilde inşa edilmiş bir platform bulunmaktadır.
Alanya’nın  yaz sıcağından kurtulup bir nebze olsun serinlemek isteyenlerin uğrak yeri haline gelen Sapadere Kanyonu gerçekten görülmeye değer bir doğa harikasıdır. Sapadere Kanyonu’na gidildiğinde, Sapadere Köyü içerisindeki su değirmenini, ipek dokuma atölyesini görmeden dönülmemelidir. Yaylalardaki karlardan eriyerek gelen buz gibi sularda yetişen alabalıklardan yemeyi unutmayın. Su kenarına kurulu çardaklarda temiz orman havasını teneffüs ederken şehrin stresinin ve gürültüsünün uzaklaşmak da mümkün olmaktadır.

UÇANSU ŞELALESİ

Antalya’ya 70 km. uzaklıkta, Kayabükü köyü ile Eskibağ köyünü ayıran çizgidedir. Antalya-Serik-Alanya karayolu üzerinde, Abdurrahmanlar-Gebiz kavşağından sapılarak ulaşılır. Gebiz Beldesi’ne bağlı Akçapınar köyündeki bu tabiat harikası, Gebiz’den sonra 17 km mesafededir. Bu bölümdeki yol, stablize olup özellikle bahar aylarında su, bazı noktalarda araçlara geçit vermeyebilir. Toroslardan gelen su iki kez, her biri 25-30 metre yükseklikten, yeşillikler içine dökülür. Aslında dökülmekten öte süzülür; yavaş yavaş düşer de denebilir. Bu yüzden şelaleye, Uçansu ismi verilmiştir.

OYMAPINAR GÖLÜ

Manavgat’a kadar gittiyseniz, barajın arkasında saklı eşsiz bir güzelliğe sahip Oymapınar Gölü’nü de mutlaka görmelisiniz. Gölde isterseniz tekne turlarına katılabilir ya da yüzebilirsiniz.

KÖPRÜÇAY

Doğa yürüyüşleri, kamp kurmak ya da rafting yapmak isteyenlerin ortak adresi Köprüçay, ayrıca kalabalıktan uzak bir tatil geçirmek isteyenler için de son derece doğru bir adres.

KEKOVA KOYU

2.yy’da meydana gelen deprem sonrası denize batmış bir kent Dolichiste… Kazı yapılmadığından dolayı şehrin tarihi hakkında bir bilgi bulunmuyor. Antik döneme ait yapıların denize battığını görmek mümkün. Burada denize girmek yasak olup sadece tekneler ile gezinti yapabilir ve bakabilirsiniz.

ADRASAN SULUADA

Onların Maldiv’leri varsa bizim de Suluada’mız var. Gerek turkuaz denizi gerekse beyaz kumu, fazlası var eksiği yok! İsmini üzerinde bulunan tatlı sulardan almaktadır. Bu tatlı suların şifalı olduğu sanılmaktadır. Hal böyle olunca teknelerin uğrak noktaların biri durumuna gelen Suluda’ya mutlaka gitmek gerekir.

HİDAYET KOYU

Koy, ismini daha önce burada yaşayan Hidayet adında bir adamdan almış. Kendisi vefat ettikten sonra Hidayetin Koyu olarak anılmaya başlanmış. Sadece bir tesis bulunması sebebiyle az sayıda ziyaretçi ağırlayabilen koya, tekne turları ile ulaşabilirsiniz. Bu koyda yüzerken yanınızda caretta carettalar görürseniz şaşırmayın.

KORSAN KOYU

Korsan Koyu, hem mavisiyle denizin tadını çıkarabileceğiniz hem yeşili ile ormanlık alanlarında kamp yapabileceğiniz tatil imkanı sunuyor. Hep keyif olmaz biraz da tarihi keşfedelim. Burada tarihi Likya yolunda yürüyebilir, Gelidonya Feneri’ne tırmanabilirsiniz.

SAZAK KOYU (BALAYI KOYU)

Antalya’nın insanlığa sunduğu bir armağan… Yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere bu koyu yüksek tepeden görmenin hazzı bam başka. Mavi yolculuk kaptanlarının buraya Balayı Koyu adı vermesinin ardından bir diğer bilinir ismi haline gelmiştir.

YANARTAŞ

Çıralı’da bulunan Yanartaş, cezbedici görüntüsüyle yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği bölgelerden. Yanartaş, adını doğal gaz sıkışması sonucu oluşan küçük parçalardan alıyor. Denize yakın manzaralı bir konumda bulunan Yanartaş’ta taşlar arasından çıkan alevler hiçbir zaman sönmüyor.

WİLDPARK ANTALYA

Dünyanın en zehirli ve en ilginç hayvan türlerini görebileceğiniz WildPark Antalya, tropik sürüngenlerin evidir. Özel ses ve efektlerle adeta bir vahşi yaşamdaymış gibi bir his verecek. Eğer bu hayvanlara karşı bir korkunuz varsa, işte tam yenme zamanı! Buradan başka daha güvenli bir ortamda, onlarla karşılamazsınız. Çünkü daha güvenlisi yok.

KAŞ

Antalya’nın en batısında bulunan Kaş, turistler tarafından fazla ilgi görüyor. Kaş’ın merkezi küçük olsa da, plajları göz dolduracak cinsten. Birçok insan buraya kafa dinlemek, metropol şehirlerinden uzaklaşmak ve o trafikten kaçmak için sıklıkla tercih ediyor. Özellikle yaz aylarında daha çok ziyaret edilen Kaş’ı, sizlerde mutlaka giderek deneyimlemelisiniz.

KEMER

Güzel bir tatil köyü olan Kemer, antik kentleri, kanyon ve mağara gibi doğa güzellikleri ve eğlenceli gece hayatı ile vazgeçilmez bir beldedir. Ziyaretiniz esnasında; safari turları yapabilir, aktivitelere katılabilirsiniz. Ayrıca daha pek çok şeyin burada mevcut olduğunu bilmelisiniz

ALANYA

Kuzeyde Toros Dağları ve güneyde Akdeniz ile çevrili bir yarımada üzerinde yer alan Alanya, antik bir kenttir. Coğrafi konumu ve iklimi nedeniyle, turistler tarafından -özellikle Avrupalılar arasında- büyük bir üne sahip. Hatta çoğu turist, yazlık ev veya villa satın alarak buraya yerleşiyor. Turistlere ilham kaynağı olan Alanya’ya uğrayıp, mutlaka bir tatil yapmalısınız.

OLİMPOS

Antalya’nın en önemli kıyı şehirlerinden biri olan Olimpos, Türkiye’de arkeolojik ve doğal koruma alanı olarak kabul ediliyor. Plajlarda görülen ve mezarlıklarda bulunan yüksek tepedeki kalıntılar, orta çağda inşa edilmiş bir kalenin duvarlarına ait. Bu tepeye baktığınızda, sanki Venedik’te bir nehrin manzarasını seyrediyor gibi hissedebilirsiniz.

MANAVGAT

Antalya’nın en büyük ilçesi olan Manavgat, şelalesiyle, antik kentleri ve plajlarıyla manzaraya doyamayacağınız bir yer. Birçok doğa harikası ile adeta tatilcilerin aklını alıyor diyebiliriz. Tüm streslerden uzakta bir tatil yapmayı kim istemez ki? Sıkıntılardan arınmayı? İşte yorgunluğunuzu atabileceğiniz yerler arasında olan Manavgat, görülmeye değer bir tatil yeridir.

KALKAN

Geniş bir tarihi geçmişe sahip olan Kalkan, muhteşem plajlarıyla ün salmış bir yerdir. Birçok farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış olmasının yanı sıra, tüm bu medeniyetlerin izlerini hala taşıyor olması da bir hayli önemli. Plajlarının mavi bayraklı olması bir yana, harika manzaraya sahip olması bir kenara… Kalkan’a geldiğiniz zaman, Patara ve Kaputaş plajlarını mutlaka görmeden gitmemelisiniz.

DEMRE

İsmi antik çağlarda Myra olan Demre, Antalya’nın küçük aynı zamanda şirin bir tatil beldesidir. Küçük bir yer olduğunu düşünerek ben ne yaparım burada demeyin! Demre’ye uğradığınızda; Myra Antik Kenti, Nicholas Kilisesi, Andriake Kuş Cenneti, Çayağzı Plajı ve daha keşfedilmeyi bekleyen birçok antik kenti veya yeri ziyaret etmelisiniz.

KALEKÖY

Demre’nin içerisinde yer alan Kaleköy, bir diğer adıyla bilinen Simena Antik Kenti, sessizliği, sakinliği ve huzuru arayanların adresi. Mükemmel bir doğa güzelliğiyle, ilk etapta zaten sizi etkisi altına alacak. Trafikten uzak, kuş sesleri ve deniz manzarasıyla büyülemesin de ne yapsın? Teknelerle ulaşım sağlayabileceğiniz Kaleköy, Demre’den sonra ikinci alternatifiniz olsun!

KONYAALTI

Antalya geçmişte falezler üzerinde yer aldığı için, ‘’Koyaltı’’ diye adlandırılıyordu ve zamanla bu isim halk tarafından Konyaaltı’na dönüştü. Farklı uygarlıkları içerisinde barındıran Konyaaltı, tarihiyle de önemli bir konumdadır. Dahası içerisinde yer alan Konyaaltı Plajı, Antalya’nın en ünlü plajlarından biri olup, kesinlikle görülmeye değer bir noktadır.

ÇIRALI

Antalya’ya 84 km uzaklıkta bulunan Çıralı, Kemer’e bağlı bir tatil yeridir. Özellikle son zamanlarda, oldukça popüler olan Çıralı, sakinlik ve sessizlik arayanların kaçış noktasıdır. Etrafında çeşit çeşit meyve bahçeleriyle yemyeşil doğasına hayran kalacak ve mükemmel manzarasını seyretmeye doyamayacaksınız. Çıralı Plajı ve Yanartaş, uğramadan gitmeyeceğiniz yerler arasında…

Comments

comments


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

0
Ahmet Aydoğan

0 Yorumlar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir