Ege ile Akdeniz bölgeleri arasında bir geçit olan Denizli’nin, her iki bölgede de toprağı bulunuyor. Türkiye’nin en büyük on beşinci şehir merkezi olan Denizli, yaklaşık 1 milyon nüfusa sahiptir. Horozu ile meşhur olan bölgemizde, Pamukkale ise şehrin simgelerinden biridir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale Travertenleri’ni görmek, Denizli’nin en çok dikkat çeken kaplıcalarında şifa bulmak, turizme açılmış mağaralarını keşfetmek, şelalelerini ve daha pek çok doğal güzelliğini ziyaret etmek için, rotanızı şimdiden buraya çevirmeye başlayın.
PAMUKKALE TRAVERTENLERİ
Denizli merkeze 18 km uzaklıkta yer alan Pamukkale Travertenleri, insanı şaşkına çeviren bir doğal güzelliğe sahiptir. Kuşkusuz herkes tarafından bilinen ve mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında geliyor desek, yanılmayız sanırım. Her yıl milyonlarca insanın akınına uğrayan travertenler, pamuğa benzeyen görüntüsü ve doğal oluşumuyla muhteşem ötesi bir yerdir. Bu yüzden UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almasına şaşırmamalı! Kaynak sulardan ve traverten teraslı tepelerden oluşan Pamukkale Travertenleri, ”Beyaz Cennet” olarak adlandırılıyor ve yaklaşık bin yıldır kaplıca hizmeti veriyor. Travertenler, 50 metre yüksekliğinde, 3 km uzunluğunda ve 250-600 metre genişliğinde olup, hem Türkiye’nin hem de Denizli’nin sembollerinden biridir.
KARAHAYIT KIRMIZI SU
Pamukkale Travertenlerinin 5 km kuzeyinde yer alan Karahayıt için Pamukkale’nin ikiz kardeşi diyebiliriz. Ancak Karahayıt’ta farklı olarak bikarbonat, sodyum, sülfat, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin olan termal sular kırmızı çökelti oluşturmaktadır. Bu yönüyle Karahayıt’taki termal su “Kırmızı Su” olarak da bilinmektedir. Eklem ağrıları, artritler gibi pek çok romatizmal hastalığa iyi geldiği hekimlerce belirtilen Kırmızı Su’ya girmeden Denizli’den dönmemelisiniz. Eğer konaklama imkanınız varsa termal imkanı bulunan Karahayıt Otellerinde konaklayabilirsiniz.
KLEOPATRA HAVUZU
Kleopatra Havuzu, Pamukkale Travertenleri’nin hemen yanında bulunan Hierapolis Antik Kenti’nin içerisinde yer alıyor. Oluşumu kadar hikayesiyle de ün salmış bir yer olan antik havuz, 36 derecelik su ısısıyla hem yazın hem de kışın yüzme imkanı sağlıyor. Roma’dan günümüze kadar gelen ve 2300 yıllık bir miras olan havuz, aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almayı başarıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, bu alan bir sağlık merkezi olarak değerlendiriliyordu ve buraya gelen ziyaretçilerin sağlığına kavuşmasını sağlıyordu. Pamukkale Travertenleri’nde olduğu gibi, burası da termal şifalı sularıyla oldukça ün yapmıştır. M.Ö. 7.yy’da bölgede bir deprem yaşanıyor ve depremin etkisiyle oluşan bir çukura da bölgedeki yapılar yıkılıyor. İşte bu sayede; şifalı ve sodalı termal suyun çukuru doldurmasıyla da antik havuz meydana geliyor.
DENİZLİ HOROZU HEYKELİ
Birçok il ve ilçenin meydanında, o şehrin ünlü simgelerinin yer aldığı bir gerçektir. Denizli denilince de aklımıza şüphesiz ilk gelen şey horozudur, öyle değil mi? Denizli’nin merkezinde ana cadde üzerinde yer alan horoz heykeli, şehrin bir sembolüdür ve yoğun bir ilgi görmektedir. Özellikle turistlerin, önünde fotoğraf çekildiklerini ya da direkt heykeli fotoğraflamak istediklerini görebilirsiniz. Şimdilerde ise, şehirden biraz daha uzağa, tamamen camdan yapılarak bir Horoz heykeli dikildiğini ve bu heykelin Türkiye’deki nadir büyük cam heykellerinden biri olma özelliğini taşıdığını söylemeliyiz. Hatta Guinness Rekorlar Kitabı’na dünyanın en büyük horoz heykeli olarak girdiğini de eklemeliyiz.
BAĞBAŞI YAYLASI VE DENİZLİ TELEFİRİK
Denizli merkeze yaklaşık yarım saatlik bir mesafede bulunan Bağbaşı Mahallesi’nden teleferiğe biniyorsunuz ve Bağbaşı Yaylası’na çıkıyorsunuz. Eğer Bağbaşı Yaylası’na teleferikle çıkmak istemezseniz, yukarıda bulunan ücretsiz servislerle de ulaşım sağlayabilirsiniz. Teleferikler 8 kişilik olup, toplam 24 kabinden oluşuyor ve hiç beklemenize gerek bile kalmadan saniyesinde yenisi geliyor. Yaklaşık 7 dakikada yukarı çıkıyorsunuz ve karşılaştığınız manzarayla resmen büyüleniyorsunuz. Etraftaki yeşilliğin, dağın ve mükemmel doğanın etkisinden çıkmanız biraz zor olacak gibi görünüyor.
UFO MÜZESİ
İstanbul’da 2002 yılında açılan Ufo Müzesi, 2005 yılında Denizli’ye taşınmış ve Denizli Ufo Müzesi olarak yeniden hizmet vermeye başlamıştır. Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın ise dördüncü Uluslarası Ufo Müzesi olma özelliğine sahip. Ufo’lar ile ilgili tarihi olayların anlatıldığı bu müze, aynı zamanda Avrupa’nın, Ortadoğu’nun ve Balkanlar’ın ilk Uluslararası Ufo Müzesi’dir. Diğer Ufo Müzeleri ise, Japonya, ABD ve İngiltere’de yer alıyor.
PAMUKKALE HİERAPOLİS ARKEOLOJİ MÜZESİ
Hierapolis Antik Kenti’nin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, restore edilerek 1984 yılında Pamukkale Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Müzede; Hierapolis Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda elde edilen buluntuların yanı sıra çevresindeki kentlerden (Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuda ve Lycos) toplanan eserler yer alıyor. Müzenin en önemli bölümünü, Beycesultan Höyüğü’nden elde edilen arkeolojik buluntular oluşturuyor. Ayrıca Caria, Pisidya ve Lidya bölgelerinin bazı yerleşimlerinden ortaya çıkan eserler de burada sergileniyor. Pamukkale Hierapolis Arkeoloji Müzesi; Heykeller ve Lahitler Salonu, Küçük Buluntular Salonu ve Hierapolis Tiyatrosu Buluntuları Salonu olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Bu üç kapalı bölümden oluşan müzede, kütüphane ve açık teşhir alanları da yer alıyor. Roma dönemine ait eserler ve heykellerin sergilendiği müzenin açık alanında ise, daha çok taş ve mermer eserler sergileniyor. Müzenin bölümleri; Heykeller ve Lahitler Salonu’nda; Hierapolis ve Laodikeia Antik Kentleri’nin kazılarından çıkan lahitler, heykeller, mezar taşları, mimari sütun, paye başlıkları ve yazıtlar sergileniyor. Yöreye ait mezar taşlarını ve pişmiş topraktan yapılan lahitleri gördüğünüzde bir hayli şaşıracaksınız. Bu salondaki en önemli eser ise, Sidemara tipi lahittir. Ayrıca gladyatör dövüşleri ve boğa oyunlarını simgeleyen kabartmalar da yer alıyor. Küçük Buluntular Salonu’nda; Denizli ve çevresindeki antik kentlerden elde edilen buluntular, kronolojik sıraya göre burada sergileniyor. Beycesultan Höyüğü’nden çıkarılan eserler ise ayrı bir önem taşıyor. Salonun içerisinde; birçok farklı döneme ait pişmiş toprak kandiller, adak ve cam kapları, kolyeler, madeni takılar, altın küpeler, altın yüzükler, altın elbise süsü, pişmiş toprak eserler, altın, gümüş ve bronz sikkeler yer alıyor. Geçmişten günümüze kadar birçok uygarlığın eserlerini, küçük buluntularını, merak ediyorsanız, bu salon size hitap ediyor diyebiliriz. Tiyatro Buluntuları Salonu’nda ise; Hierapolis Tiyatrosu’nun sahne binasını süsleyen eserler, restore edilerek bu salona getirilmiş. Eserler içerisinde; Apollon ve Artemis’e ait mitolojik kabartmalar, heykeller, sfenksler, mimari kabartmalar, büst heykelleri, yazıtlar gibi daha pek çok şey sergileniyor.
AKKÖY GÖLEMEZLİ ÇAMUR KAPLICALARI
Akköy Gölemezli Çamur Kaplıcaları, Pamukkale ilçesine bağlı olan Gölemezli Beldesi, Çeşmebaşı ve Kavakbaşı Köyleri içerisinde yer alıyor. Pamukkale Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırlarına bitişik bir konumda olan kaplıca, Denizli’ye 25 km uzaklıktadır.
HONAZ DAĞI MİLLİ PARKI
Honaz Dağı Milli Parkı; Honaz, Pamukkale ve Serinhisar ilçe sınırlarında bulunan Honaz Dağı ve çevresinden oluşuyor. Ege Bölgesi’nin en yüksek noktası olan Honaz Dağı, 1995 yılında milli park olarak ilan edilmiştir. Flora, fauna ve jeolojik olarak oldukça zengin bir yapıya sahip olan parkta, Akdeniz iklimi görülmektedir. Ormanlarla kaplı olan dağda, özel iklim koşulları sebebiyle bitki çeşitliliği fazla olup, diğer alanlara göre daha çok bitki türü yer almakta. İçerisinde; endemik bitki türleri, yaban keçisi, yaban domuzu, porsuk, tilki, tavşan, porsuk ile birlikte 4 çeşit sürüngen ve 64 kuş türü bulunuyor. Bunun dışında, kayalık dik yamaçları, şelaleleri ve jeolojik özellikleri bakımından da olağanüstü bir doğal güzelliğe sahiptir.
ÇAMLIK PARKI
Denizli merkeze oldukça yakın bir mesafede yer alan Çamlık Parkı, günübirlik gezmek ve piknik yapmak için oldukça uygun bir yerdir. Yemyeşil kızılçam ormanı ile kaplı olan park, aynı zamanda Pamukkale Üniversitesi Kampüsüne bitişik olup, gece pikniği olma özelliğine sahiptir. Emniyet altında ve çok iyi aydınlatılmış olmasına borçludur bu durumu.
BAĞBAŞI KENT ORMANI
Bağbaşı’nda yer alan Bağbaşı Kent Ormanı, Denizli şehir merkezine 2 km mesafede bulunuyor. 1984 yılında açılan kent ormanı, pek çok hayvan ve bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Kızılçam, fıstık çamı, sedir, mavi ve kara servi ağaçlarından oluşan doğal bir orman olan alanda; tarihi manastır çeşmesi, voleybol sahası, çocuk oyun alanları, dinlenme yerleri ve kamelyalar bulunuyor. Yani bir nevi doğal ormanla suni orman iç içe geçmiş gibi düşünebilirsiniz. Bunların dışında, ormanın içerisinde; keklik, tavşan, tilki, çakal, üveyik, ötücü kuşlar, tahtalı güvercin, ağaçkakan, saksağan, kumru, karga, kuzgun ve geyik gibi birçok hayvan türüne de rastalayabilirsiniz. Çınar ve ceviz ağaçlarının yanı sıra sandal, ahlat, akçakesme, yabani zeytin, sistus, ladin ve kekik gibi daha pek çok bitki türüne, bu ormanda rastlamanız mümkün.
YEŞİLDERE ŞELALESİ (AĞLAYAN KAYA ŞELALESİ)
Yeşildere Şelalesi, bir diğer adıyla da bilinen Ağlayan Kaya Şelalesi, Denizli’nin en eski yerlerinden biri, aynı zamanda da en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Alabalık ve kümes hayvanların yetiştiği şelale, yemyeşil doğasıyla göz dolduruyor. Ağlayan Kaya denilmesinin nedeni, bölgedeki yeşil dere şelalesinin ağlayan bir kayaya benzemesinden dolayıdır.
GÜNEY ŞELALESİ
Denizli’nin Güney ilçesi Cindere Mahallesi sınırlarında yer alan Güney Şelalesi, Denizli’ye 70 km uzaklıktadır. Güney ilçesinin 4 km güneyinden geçen Menderes Nehri’nin kenarında olan bu şelale, adeta gizli kalmış bir cennettir. Doğal güzelliği ile mutlaka görülmesi gereken yerler arasında olan şelale, birinci derece doğal SİT alanıdır. Güney ilçesinin 3 km uzağında yer alan Cindere Dağı yamaçlarından çıkan sulardan oluşan şelale, Büyük Menderes Nehri’ne 20 m yükseklikten dökülüyor. Şelalenin suyu kireçli olduğu için, şelalenin yatağında kalker basamaklar ve çeşitli oluşumlar meydana geliyor.
KAKLIK MAĞARASI
Denizli Ankara karayolunda Denizli il merkezine 30 kilometre mesafede Honaz ilçesi Kaklık Mahallesi’ndedir. Mağara içerisinde bol miktarda termal su bulunmaktadır. Berrak,renksiz ve kükürt kokulu olan bu su varlığı bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Ayrıca mağaranın yakınında ziyaretçilerin istifadesine sunulmak üzere yapılan yüzme havuzu, küçük amfi tiyatro, seyir alanları, kafeterya ve kameriyeler mayıs 2002 tarihinden itibaren turizmin hizmetine sunulmuştur. Düden-kaynak, çöküntü obruğu konumlu aktif bir mağara olan Kaklık Mağarası’nın çevresi; Mesozoik kireçtaşları, eeosen marn, kil, kumtaşı ve konglomeraları, miyosen-pliyosen yaşlı kil, kum, marn ve kalkerler ile kuveternere ait traverten ve alüvyonlardan meydana gelmiştir. Kaklık Mağarası’nın doğrudan gün alan ve sürekli damlayan veya akan duvarlarında, sık bir yosun ve küçük yapraklı sarmaşık türü bitkiler gelişmiştir. Aydınlanmaya bağlı olarak gün içinde yeşilin değişik tonlarını alan bu bitkiler, mağaraya ayrı bir güzellik katmıştır.
KELOĞLAN MAĞARASI
Keloğlan Mağarası Denizli İli, Acıpayam İlçesi’nin 18 kilometre doğusunda bulunan Dodurgalar Mahallesi’nin 3 kilometre batısındaki Mallı Dağı’nın doğu yamacındadır. Mağara içerisinde çok miktarda dikit, sarkıt ve sütun bulunmaktadır. Mağaranın bol çatlaklı yapısı nedeniyle karstlaşmaya son derece uygun, Jura-krtase kireç taşları içinde gelişen mağara birçok damlataş sütunları ile birbirine geçen çok sayıda adacığa ayrıldığından girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir.
IŞIKLI GÖLÜ
Çivril Ovası üzerinde yer alan Işıklı Gölü, bir diğer adıyla da bilinen Çivril Gölü, Çivril’e 17 km uzaklıkta konumlanıyor. Aslında tatlı su gölü olan Işıklı Gölü, 1968 yılına kadar doğal bir göl olarak varlığını sürdürüyordu. Ancak bu tarihten sonra, baraj gölüne dönüştürülmüş ve Çivril Ovası’nın sulanması amacıyla kullanılmaya başlanmış. Göl, Kufi Deresi, Işıklı Pınarları, Büyük Menderes, Akçay Deresi ve yer altı suları ile besleniyor. Çeşitli tatlı su balıklarına ev sahipliği yapan gölde, aynı zamanda deniz kartalı, erguvan balıkçıl, küçük balaban, sakarca, kıl ördek gibi kuşlar için kışlama, yumurtlama, kuluçka ve göç ortamı da sağlanmakta. Bu yüzden Çivril Işıklı Gölü Su Kuşları Koruma Alanı statüsü altına alınmıştır.
ACIGÖL (ÇARDAK GÖLÜ)
Acı Göl ya da diğer adıyla Çardak Gölü tektonik oluşumlu bir göldür. Yüzölçümü 41,34 km’dir. Çardak ilçesi ile Afyon-Dazkırı ilçesi arasındadır. Gölü Söğüt dağlarından inen sular besler. Acı tuz gölü de denilen gölün rakımı 836 metredir. Gölde tuz ile birleşik olarak potasyum, sodyum ve sülfat vardır. Çardağın güneyindeki Gemiş (Kasabası) Mahallesi’nde gölde yaşayan kuşlar için kuş gözetleme kulesi bulunmaktadır.
İNCEĞİZ KANYONU
Denizli ve Muğla sınırları içerisinde yer alan İnceğiz Kanyonu, bir diğer adıyla da bilinen Arapapıştı Kanyonu, seyir tepesi manzarasıyla muhteşem bir yerdir. Kemer Barajı’ndan kalkan tekne turlarına katılarak güzel bir aktiviteye adım atmış olacaksınız. Ancak bu kısımda mevsimi göz önünde tutmalısınız. Su seviyesi çekildiği zamanlarda, hem zümrüt yeşili suyunu göremeyecek hem de tekne turlarına katılamayacaksınız. Bu yüzden bahar aylarında gelmenizi tavsiye ediyoruz.
ÇİVRİL TOKALI KANYONU
Çivril Tokalı Kanyonu, 20 kilometreliklik alana uzanmaktadır. 1600 metre rakımlı kanyon Çivril’in Gümüşsu (Homa) Beldesi’nin 900 metre rakımlı yerleşiminde sona ermektedir. Kanyonun 1200 metre uzunluğundaki kısmı bıçakla kesilmişçesine yüksekliği yer yer 200 metreyi bulan kaya kütlelerinden oluşmaktadır. En geniş yeri 4 metre en dar yeri ise 1,5 metre aralıktaki bu kayaların arasından akan derenin oluşturduğu Akdağ Kanyonu ancak 7-8 saatte geçilebilmektedir.
0 Yorumlar