Kelimenin tam anlamıyla medeniyetler beşiği Afyon, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Roma, Selçuklu ve Osmanlı Dönemi kültür ve yerleşim kalıntılarına ev sahipliği yapmaktadır. Kurtuluş Savaşı yıllarında coğrafi konumu gereğince kilit bir görev üstlenen Afyon’da da bir kongre düzenlenmiş; ayrıca cephane taşıyıcılığı Eskişehir, Kütahya, Uşak ve İzmir gibi demir yolu hatları arasında gerçekleşmiştir.
Afyon’da gezip görülebilecek yerler:
TAŞ MEDRESE (GEDİK AHMET PAŞA MEDRESESİ)
Gedik Ahmet Paşa Camii’nin güney doğusunda, hamam ve camiye oranla daha yüksek bir teras üzerine, mimar Ayaz Ağa tarafından külliyenin bir bölümü olarak yapılmıştır. Kesme taş kaplamalı, 2 büyük, 24 küçük kubbeli dikdörtgen planlı bir yapıdır. Girişi batıdadır. Ortada bir avlu, avlunun her iki yanında revaklar ve revaklara açılan 7’şer hücre ve bir dershane ile yazlık eyvandan meydana gelen Osmanlı medreselerinin tipik bir örneğidir. Vakfiyeden öğrenilene göre medrese, cami ve imaretten sonra yapılmıştır. Girişte avlunun iki tarafında dörder mermer direk ve kemerler üzerine oturan beşer kubbeli revaklar bulunmakta olup, revak ve hücre kubbeleri kasnaksız ve basık yapılmıştır. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde: “….ve bir medresesi var 70 hücredir. Dersamı ve talebeleri mevcuttur. Müderrisin mabeyninde payesi âli bir medresedir ve …” diye tanımlamaktadır. Medrese 1543-1544’den önce derece itibariyle otuzlu, 1565-1566’dan önce ise ellili medreseler arasında bulunuyordu. XX. yüzyılın başlarına kadar medrese olarak kullanılan bina, Cumhuriyet’in ilk yıllarında onarılarak önce (1931) Müze Deposu, 1933 yılından 1971 yılına kadar Müze Müdürlüğü olarak hizmet vermiş, arkasından uzun yıllar boş kalmış, yapılan tamir ve restorasyon sonunda, 1995-1997 yıllarında Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmıştır.
ULU CAMİ
Afyonkarahisar’ın en büyük camilerinden birisi olan Ulu Cami, Anadolu Selçukluları Devri‘nde, 1272-1277 yılları arasında Sahipata Nusretiddün Hasan tarafından yaptırılmıştır. Kendi adı ile anılan mahallede kargir dört köşe kalın duvarlar üzerine toprak damlı iken, şimdi bakır kaplı çatı ile örtülmüş çatı beş sırada sekizerden kırk ahşap sütun üzerine oturtulmuştur. Ahşap sütunlar üzerine konan ahşap sütun başlıkları sarkıt ve baklava dilimlidir. Başlıklar üzerine konan ahşap atıkların yan yüzeyleri renkli motiflerle işlenmiş ise de bugün çok az izleri kalmıştır. Doğuya, batıya, kuzeye bakan üç kapısı vardır. Selçuk tarzı oymalı iki kanatlı minber kapakları üzerindeki kitabede sureler ile ilk yapım tarihini belirten yazı vardır. Mimarı Emir Hacı Bey’dir. Caminin ilk büyük onarımı 1341 yılında Muzafferüddünoğlu Minüddün Emir Abdullah Bey tarafından yaptırılmış ve doğu cephedeki kapı üzerine bir yazıt konulmuştur. Zamanımızda eski biçimi korunarak yeniden onarılan cami, ahşap mimarisi ve sırlı tuğlalı baklava dilimi tuğla mimarisiyle Selçuklu Dönemi’nin eşsiz örneklerinden biridir.
SANDIKLI KALESİ
Germiyan Sultanı I.Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Eski Tunç Çağı‘ndan beri yerleşim yeri olan höyük üzerine sur ile çevrilmiş küçük bir kale olup, şimdi yalnız 8-10 metrelik sur duvarı parçası kalmıştır.
AFYON MEVLEVİHANESİ
Anadolu’da kurulan ilk mevlevîhânelerdendir. Kuruluşu 13’üncü yüzyıla kadar dayanır. Tarih boyunca birçok önemli icraata merkez olmuş Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, Konya Mevlevîhânesi’nden sonra önemli mevlevîhânelerdendir. Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, özellikle 16’ncı yüzyılda Hz. Mevlânâ’nın yedinci kuşak torunlarından Sultan Dîvânî zamanında mevlevîlik açısından çok önemli bir merkez olmuştur.“40 Hatimli Şifalı Aşûre” geleneği ilk defa Sultan Dîvânî zamanında Afyonkarahisar Mevlevîhânesi’nde başlamış ve birçok mevlevîhâneye buradan yayılmıştır. Günümüzde bu geleneği devam ettiren tek mevlevîhânedir.Birkaç defa yangın geçirmiş olan Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, 1902’deki büyük yangından sonra tamamen yanmış ve bugünkü haliyle Şeyh Celâleddin Çelebi zamanında 1908’de hizmete girmiştir.Bahçesinde Derviş Odaları, Matbah, Hâmuşân (Mezarlık) bulunan mevlevîhâne, son olarak 2008 yılında restore edilmiş ve 30 Aralık 2008 tarihinde “Sultan Dîvânî Mevlevîhâne Müzesi” adıyla hizmet vermeye başlamıştır.
YEDİKAPILAR MANASTIRI
Afyon’un tarihi mekanlarından biri olan Yedikapılar Manastırı, Bolvadin ilçesinde bulunmaktadır. Kemerkaya Kasabası sınırları içerisinde olan kilise, kolay bir ulaşıma sahiptir.
BAŞKOMUTANLIK MİLLİ PARKI
ÖMER KAPLICASI
GAZLIGÖL KAPLICALARI
Afyonkarahisar-Eskişehir karayolu üzerinde bulunan Gazlıgöl Kaplıcası, şehir merkezine 21 kilometre uzaklıktadır. Bu bölge termal turizm merkezlerinin daraltılması nedeni ile 2019 tarihinde termal turizm merkezi statüsünden çıkarılsa da bir turizm cazibe merkezi olmaya devam etmektedir. Her yıl yüzlerce yerli ve yabancı turiste şifa dağıtan Gazlıgöl Kaplıcası’ndaki içme ve banyolar tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Suyun bulunduğu kapalı ortamlarda meydana gelen nemli ve buharlı hava, solunum yolu problemlerini de tedavi edici bir etki göstermektedir. Genel olarak romatizmal hastalıklar, dolaşım sistemi sendromları ve gastrointestinal rahatsızlıklar adı altında; karaciğer, safra kesesi, mide ve bağırsakların spastik ağrılı sendromları, nevralji, nevrit, artroz, saboreik deri hastalıkları ve kadın hastalıkları tedavisinde faydalı olduğu gözlenmektedir.
AVDALAS KALESİ
BUZLUK MAĞARASI
Afyonkarahisar’ın Sultandağı İlçesi’ne bağlı olan Buzluk Mağarası, Sultan Dağları’nın eteklerinde bulunmaktadır. Mağaraya ulaşım çok zor olup, öncesinde Kiralı Yaylası’na ulaşmak ve oradan da en az 3 saatlik bir yürüyüş yapmak gerekmektedir. Yürüyüş tecrübesi olmayan kişilere önerilmemektedir. Yayladan yola çıkan ziyaretçilerin öncelikle ormanlık alanı geçerek Kapı Kayalar’a daha sonra da Elma Deresi’ne ulaşmaları gerekmektedir. Buradan sonra mağaraya ulaşmak için tırmanma becerisine de ihtiyaç duyulmaktadır. Mağaranın girişi çok küçük olmasına rağmen içeride ziyaretçileri adeta bir mucize beklemektedir. Yaz günlerinde içerisi buz gibi ve gerçekten de her tarafta buzlar görülmektedir. Dünyada çok az örneği olan Buzluk Mağarası, Ağustos ayında dışarısı 40 derece olsa dahi içerideki buzlarını muhafaza etmektedir.
EBER GÖLÜ
Afyonkarahisar’ın Çay İlçesi, Eber Kasabasının sınırlarında bulunan göl Türkiye’nin 12’nci büyük gölüdür. En derin yeri 21 metredir. Yüzölçümü 150 kilometrekare olup, deniz seviyesinden yüksekliği 967 metredir. Eber Sarısı adlı endemik bitki türü dünyada sadece Eber Gölü’nde yetişmektedir. Bolvadin çevresindeki en önemli sulak alanlarından birisidir. Sultan Dağları’nın kuzeybatı yamaçlarıyla, Emirdağları’nın güney uzantıları arasında, Akarçay-Eber kapalı havzası içinde yer alan tektonik bir göldür. Türkiye’de göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan Eber Gölü, sazlık alanlarıyla birçok kuş türüne üreme ve yaşam alanı olarak ev sahipliği yapmaktadır. Gölde ekonomik değeri en yüksek olan kamış üretimi yapılmakta ve sazan, turna ve aynalı sazan balığı bulunmaktadır. Eber Gölünde dikkat çeken bir özellik de yerli halkın “kopak” adını verdiği, su üzerinde kamış köklerinin oluşturduğu yüzer adacıkların bulunmasıdır. Hatta bu adacıklar üzerine balıkçıların barınaklar kurdukları da görülmüştür.
SYYNADA ANTİK KENTİ
FRİG VADİSİ
ZAFER MÜZESİ
Müze binası 1913-1914 yıllarında Belediye Başkanı Esbabzade Hüseyin Tevfik Efendi tarafından Hükümet Konağı ile birlikte belediye hizmet binası olarak kullanılmak üzere iki katlı ve kârgir olarak Ermeni ustalara yaptırılmıştır. Binanın doğuda, batıda ve güneyde olmak üzere üç kapısı vardır. Alt ve üst pencere sayıları birbirine eşittir. Alt kat pencereleri basık, üst kat pencereleri sivri kemerli, pencere kenarları ile köşeleri çıkıntılı kesme taştan yapılmıştır. Zemin katta on oda, bir toplantı salonu ve sahnesi, üst katta ise sekiz oda, bir antre ve bir büyük salon vardır. Belediye binası, 27 Ağustos 1922’de Afyon’un düşman işgalinden kurtulmasından sonra Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Garp Cephesi Hareket Şube Müdürü Tevfik Bıyıklıoğlu tarafından Batı Cephesi karargâh binası olarak kullanılmış, Başkomutan Meydan Muharebesi burada planlanmıştır. Bina bu bakımdan büyük bir öneme sahiptir. 1935 yılında yeni belediye binası yapılınca boşaltılan bina 1985 yılına kadar farklı amaçlarla kullanılmış, 1985 yılında Başkomutan Tarihî Millî Park Müdürlüğü’ne Zafer Müzesi yapılmak üzere devredilmiştir. Müzede Kurtuluş Savaşı ile ilgili bilgiler, fotoğraflar, topografik harita, pano, belge ile silahlar, savunma telleri, konserve kutuları gibi savaşta kullanılan malzemeler ile Zafer Anıtı’nın açılışı için özel olarak yaptırılmış gümüş makas olmak üzere 213 adet eser yer alır. Atatürk, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Tevfik Bıyıkoğlu ve diğer komutanların kaldıkları odalar da yeniden düzenlenerek 1995 yılında hizmet vermeye başlamıştır.
ANITKAYA ŞEHİTLİĞİ
Afyonkarahisar-Kütahya karayolu üzerinde, Anıtkaya Kasabası’ndaki bir höyük üzerinde üst terasta, Kurtuluş Savaşımız sırasında 28 Ağustos 1922 günü 13’üncü ve 20’nci Alaydan şehit olanların anısına 1924 yılında piramidal bir anıt dikilmiştir. 1972 yılında çevre düzenlemesi yapılmıştır.
SUÇIKAN MAĞARASI
Afyonkarahisar’a bağlı olan Dinar ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Aynı ismi taşıyan otelin, tam arkasında yer alan mağara, geniş bir arkeolojik çalışma geçirmediği için halen gizemini korumaktadır. Afyonkarahisar’ın en büyük mağarası olup, içerisinde gölcükler bulunmaktadır. Buradan çıkan sular, ünlü Menderes Nehri’nin bir kolunu oluşturmaktadır. Dinar ilçe merkezine sadece 1 kilometre uzaklıkta olan Suçıkan Mağarası ve Suçıkan Parkı, her mevsim ziyarete uygundur. Suları, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde daha coşkulu olduğu için, bu dönemlerde ziyaret edilmesi önerilmektedir. Parkın en dikkat çeken yeri, 85 metreden dökülen şelaledir. Mağaraya giriş ve ziyaret ücretsizdir. Mağara içerisinde araştırma yapılmadığı için mutlaka tecrübeli rehberler eşliğinde gezilmelidir.
ACIGÖL KUŞ CENNETİ
Afyonkarahisar ve Denizli sınırları içerisinde bulunan Acıgöl, adını içerisindeki yoğun tuzdan almaktadır. Tuz Gölü’nden sonraki en yüksek sodyum sülfat oranı burada bulunmaktadır. Türkiye’nin önemli sulak alanlarından birisi olan gölde, flamingolar başta olmak üzere yüzlerce kuş çeşidi yaşamaktadır. Bu kuşların büyük bölümü, göç rotalarında olması nedeni ile Acıgöl’ü ziyaret etmektedir. Kuş gözlemciliği aktivitesi sayesinde her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan bu doğal güzellikte, 200’e yakın kuş çeşidi olduğu bilinmektedir. Gölün en önemli özelliği ise flamingoların üreme alanı olmasıdır. Flamingoların fazlası ile fotojenik olması, Mayıs ve Ekim ayları arasında, fotoğraf severler için bölgeyi çok verimli kılmaktadır. Bölgede bu kuşlardan sonra en çok Angut ve Sumru kuşları bulunmaktadır. Toplam kuş nüfusu ise 10 bin civarındadır.
0 Yorumlar